Yazılar
31 Ağustos 2009 12:47 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
oruç ramazan günah sevap teravih imsak sahur iftar
Orucu Bozan Seyler
Oruca aykiri olan bir seyin yapilmasi halinde oruç bozulur. Orucu bozan bazi seyler hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Orucu bozan bazi seylerden dolayi da sadece kaza gerekir.
Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Seyler
1. Oruçlu oldugunu bilerek yemek ve içmek (yenilip içilen sey ister gida, ister ilâç olsun).
2. Oruçlu oldugunu bile bile cinsel iliskide bulunmak.
Kari-kocadan biri ötekine zorla cinsel iliskide bulundugu takdirde zorla iliskide bulunana kaza ve keffaret, kendisine zorla iliskide bulunulan kisiye de kaza lâzim gelir.
3. Agzina giren yagmur, kar ve doluyu kendi istegiyle yutmak.
4. Sigara içmek, öd agaci veya anber ile tütsülenip dumanini içeri çekmek.
5. Enfiye çekmek.
6. Bugday ve arpa tanesi yutmak.
7. Disardan bir susam tanesi kadar bir seyi alip yutmak.
8. Yenmesi alisilmis olan çamur, kil ve kömür gibi seyleri yemek. (Bazi kimseler bunlari severek yerler.)
9. Az miktarda tuz yemek.
10. Karisinin veya sevdigi bir kimsenin tükürügünü yutmak. (Bundan zevk aldigi için kaza ve keffaret gerekir. Baskasinin tükürügünden igrendigi için bundan keffaret gerekmez.)
11. Kan aldirdiktan veya sadece karisini öptükten sonra orucu bozuldugu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.
Ramazan ayinda niyet ederek oruca baslayan kimse, saydigimiz seylerden birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmus olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozdugu için de keffaret tutmasi gerekir.
Keffareti Düsüren Seyler
Keffareti gerektiren bir seyi yaparak orucunu bozan kimse, ayni gün oruç tutamayacak derecede hastalanir veya kadin ayhali yahut da lohusa olursa keffaret düser, yani keffaret orucu tutmasi gerekmez. Ancak hastaligin kendi istegi disinda olmasi sarttir. Kendisi kasten hastaliga sebep olursa keffaret düsmedigi gibi sefer mesafesinde bir yolculuga çikmasi ile de düsmez.
Orucu Bozup Yalniz Kazayi Gerektiren Seyler
1. Pamuk ve kagit gibi yenmesi mutad olmayan bir sey yutmak,
2. Bir defada çok miktarda tuz yemek,
3. Yenmesi mutad olmayan zeytin çekirdegi yemek. Yenmesi alisilmis olan çekirdegi yemek ise keffareti gerektirir.
4. Tas, toprak, demir, altin ve gümüs gibi seyleri yutmak.
5. Içi olmayan ceviz ve badem yutmak. (Bunlarin içi olanlari yenildigi takdirde keffaret gerekir)
6. Burnuna ilaç çekmek.
Bu, Ebu Hanife'nin görüsüdür. Buna göre; tedavî maksadiyla igne yaptirmak orucu bozar ve kazayi gerektirir. Çünkü igne vasitasiyla vücuda verilen ilâç iç kisimlara kadar ulasmaktadir.
Imam Ebu Yusuf ve Imam Muhammed'e göre; tabiî olan yollar disinda vücudun baska tarafindan açilan bir yoldan içeri giden ilâç orucu bozmadigi için igne yaptirmakla oruç bozulmaz. Çünkü vücuda verilen ilâç agiz gibi tabiî bir yoldan degil, deriden açilan baska bir yoldan verilmektedir.
Ancak, ibadetlerde ihtiyatli hareket etmek esas oldugundan Ramazanda igne yaptirmak zorunda olan kimse bunu mümkünse iftardan sonra yaptirmalidir.
Bu mümkün olmaz da gündüz igne yaptirmak zorunda kalirsa, Imam Ebu Yusuf ile Imam Muhammed'in görüslerini esas alarak orucuna devam eder ve bu orucunu daha sonra kaza etmesi gerekmez.
7. Agzina aldigi boyali iplik gibi seylerin boyasi ile rengi degisen tükürügü yutmak.
8. Bogazina kaçan kar veya yagmuru kendi istegi olmayarak yutmak. (Kendi istegi ile yutarsa keffaret gerekir.)
9. Zorlama ile oruç bozmak.
10. Disleri arasinda nohut tanesi kadar kalan yemek kirintisini yutmak.
11. Abdest esnasinda agzina ve burnuna su alirken kendi elinde olmayarak bogazina su kaçmak.
12. Unutarak yeyip içtikten sonra orucunun bozuldugunu zannederek yeyip içmek.
13. Agiz dolusu kusmak. (Kendi istegi ile).
14. Agiz dolusu gelen veya kendi istegiyle getirdigi kusuntuyu mideye geri çevirmek.
15. Kendi istegi ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi istegi ile olmazsa oruç bozulmaz. (Içeri çekilen duman sigara dumani olursa keffaret gerekir.) 16. Günes batmadigi halde-batti zannederek-iftar etmek.
17. Imsak vakti geçtigi halde daha vakit vardir zannederek yemek.
18. Cinsel iliski disinda kadina dokunmak veya öpmek sonucu bosalmak.
19. Ramazan orucundan baska bir orucu bozmak. (Ramazan orucundan baska bir orucu bozmak sadece kazayi gerektirir.)
20. Ramazan orucuna niyet etmiyerek yeyip içmek. (Keffaret, niyet edilerek baslanan orucu bilerek bozmaktan lâzim gelir. Oruca niyet edilmeyerek yeyip içtigi takdirde sadece o günün orucunu kaza eder.)
Ancak mazaretsiz olarak ramazan orucunu tutmamak büyük günahtir.
21. Misafir iken oruca baslayip ikamete niyet ettikten sonra yemek.
22. Mukim iken oruca baslayip sefer mesafesi yolculuga niyet ederek bulundugu yerin sinirlarini geçtikten sonra orucu bozmak.
Sayilan bu seylerden birini yapan kimsenin orucu bozulur ve bozulan orucun gününe gün kaza edilmesi gerekir.
Bunlardan biri ile orucu bozulan kimse aksama kadar orucu bozacak bir sey yapmamalidir.
Gündüz iyilesen hasta, yolculugu sona eren misafir, ayhali veya lohusaliktan temizlenen kadin, erginlik çagina gelen çocuk ve müslüman olan gayr-i müslim, Ramazan ayina saygi için günün kalan kisminda oruçlu imis gibi aksama kadar orucu bozacak seylerden sakinmalari uygun olur.
Oruca niyetlenen kadin gündüz ayhali veya lohusa olursa, orucunu bozmasi lâzimdir.
Kadin, henüz ayhali olmadan adet günümdür diyerek orucunu bozmamalidir.
Hasta ve yolcu olup da oruç tutmayan kimselerin yemeden, içmeden durmalari gerekmez. Ancak bunlar açiktan degil de gizli olarak yerler.
Orucu Bozmayan Seyler
1. Oruçlu oldugunu unutarak; yemek ve içmek.
Peygamber Efendimiz söyle buyurmustur:
"Bir kimse oruçlu oldugunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasin, (sakin) bozmasin. Çünkü onu, Allah yedirmis, içirmistir."
Unutarak yeyip içerken oruçlu oldugunu hatirlarsa hemen agzini bosaltip yikar ve oruca devam eder. Oruçlu oldugunu hatirladiktan sonra bogazindan asagiya bir sey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördügünde eger güçlü kuvvetli olup oruca dayaniblen bir kisi ise, oruçlu oldugunu kendisine hatirlatir, zayif ve güçsüz bir kisi ise hatirlatmaz.
2. Bir suya dalip kulagina su kaçmak.
3. Kendi istegi olmayarak bogazina toz ve duman girmek.
4. Kendi istegi olmayarak kusmak.
5. Kendiliginden içeriden gelen kusuntu yine kendiliginden içeriye gitmek.
6. Uyurken ihtilâm olmak (yani uyurken cünüplük hali meydana gelmek.)
7. Dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak veya düsünmek sebebiyle bosalmak.
8. Karisini sadece öpmek.
9. Geceleyin cünüp oldugu halde sabaha kadar yikanmayip gündüz yikanmak.
10. Disleri arasinda sahur yemeginden kalan nohut miktarindan az olan kirintiyi yutmak.
11. Agzindaki tükrügü yutmak. Agzindan disari çikip tamamen ayrilan tükrügü tekrar yutmak orucu bozar.
12. Agzina gelen balgami yutmak.
13. Kafasindan burnuna gelen akintiyi içine çekip yutmak.
14. Agzina aldigi (meselâ disine koydugu) ilâcin tadi bogazina varmak.
15. Erkegin tenasül organina ilâç veya su akitmak.
16. Göze ilâç damlatmak.
17. Kan aldirmak.
18. Gözlerine sürme çekmek.
Bu saydigimiz seylerin hiçbirisi orucu bozmaz.
31 Ağustos 2009 12:37 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
key konut ödeme
| KEY'de ödemeler ne zaman ? |
 |
|
|
 |
|
|
|
| 5.8 milyon kişinin beklediği ödemeler ne zaman yapılacak ? |
 |
Milyonlarca hak sahibinin merakla beklediği ikinci KEY ödemelerindeki sıkıntılar halen çözümlenemedi. Star gazetesinin haberine göre, Ramazan Bayramı'na kadar yetiştirilmesi planlanan ikinci KEY ödemelerinde liste sıkıntısı yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), iki aydır 1.5 milyon SSK'lı hak sahibinin listelerini, KEY tutarlarını hesaplayacak olan Tasfiye Halindeki Emlak Bankası'na teslim etmedi. Hak sahiplerinin listeleri teslim edilmediği için diğer hak sahipleri ile ilgili çalışmalar da tamamlanamıyor. Dolayısıyla, ikinci KEY ödemelerinin kısa vadede gerçekleşmesi zor görülüyor.
ÖDEMELER YIL SONUNA KALABİLİR
İkinci KEY ödemeleri yaklaşık 5.8 milyon kişiyi ilgilendiriyor. Birinci KEY ödemesi geçtiğimiz yıl temmuz sonunda yapılmıştı. İkinci KEY ödemesinin ise en geç bayram öncesi yapılması planlanıyordu. Bununla ilgili olarak, kurumlar arasında yoğun bir KEY görüşme trafiği gerçekleştiriliyor. Ancak bu görüşmelere rağmen SSK'lı hak sahipleri konusunda bir ilerleme sağlanamadı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın talimatı üzerine, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı başkanlığında bir toplantı yapılması ve soruna çözüm aranması kararlaştırıldı. Yetkililer, ikinci KEY ödemelerine ilişkin süreyi tekrar uzatmayı tartışıyor. Eğer yeni bir erteleme olursa, ikinci KEY ödemelerinin, 2009 sonuna kalması söz konusu olacak |
|
31 Ağustos 2009 12:34 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
kürt açılımı abd harita demokratik açılım cnn
Açılım ABD İŞİ diyenleri haklı çıkaracak harita
CNN, 'Kürdistan haritası' için Türklerden özür diledi. 31 Ağustos 2009 / 00:08
Amerika'da yaşayan Türklerin, CNN televizyonunda 21 Ağustos tarihinde Campbell Brown'un programında yayınlanan, sözde "Kürdistan" haritasına karşı gösterdikleri tepki ses getirdi.
TEPKİ YAĞDI
Türklerden faks, e-mail, mektup ve telefonlarla gelen tepkiler üzerine, CNN sunucularından Campbell Brown dün akşamki yayınında özür diledi. Brown açıklamasında şöyle konuştu: "Geçen Cuma günü yayınladığımız bir haritada yapılan hatayı düzeltmek istiyoruz. Kullandığımız haritada 'Kürdistan' diye bir bölge belirlenmişti.

KÜRDİSTAN DİYE BİR DEVLET YOK ÖZÜR DİLERİZ
Söz konusu haritada hatalı olarak Irak, İran ve Türkiye'yi kapsayan bölgede böyle bir ülke olduğu ima edilmişti. Bu üç ülkede çok sayıda Kürdün yaşamasına karşın Kürdistan diye bir devlet yok. Hatamızdan dolayı özür dileriz."
CNN Halkla İlişkiler sorumlusu Bridget Leininger de, ABD'de yerleşik Türk toplumunu çatısı altında toplayan en önemli ve etkin kuruluşlardan biri olan ATAA (Turk-Amerikan Dernekleri Asamblesi) Başkanı Günay Evinch'e bir mektup yollayarak "yaptığımız ciddi hatayı fark ettik ve özür diliyoruz" dedi
31 Ağustos 2009 12:30 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
kgs ogs köprü otoyol bilet krayolu
Dikkat KGS'de indirim kalkıyor 29 Ağustos 2009 Cumartesi 01:20 Kartlı Geçiş Sistemi'nde uygulanan yüzde 20 indirimin kaldırılmasına ilk itiraz Tüketiciyi Koruma Derneği'nden geldi.
Karayolları Genel Müdürlüğü, otoyol ve köprülerde Otomatik Geçiş Sistemi'ni(OGS) teşvik etmek amacıyla, Kartlı Geçiş Sistemi'nde(KGS) uygulanan yüzde 20'lik indirimi kaldırmaya hazırlanıyor.
Kararın gerekçesi olarak KGS gişelerinden geçişlerde OGS'li gişelere göre daha fazla zaman kaybı olması gösteriliyor. Uygulamanın önümüzdeki hafta başlatılması planlanıyor.
Konuyla ilgili konuşan Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı Avukat Ali Er, kararın herkesi OGS'ye zorlaması nedeniyle Serbest Piyasa Ekonomisi ile bağdaşmadığını belirterek konuyu yargıya götüreceklerini söyledi.
OGS cihazları için 50 TL ücret ödendiğini ve bu cihazların kısa sürede bozularak tüketicileri mağdur ettiğini belirten Er, "Vatandaşlar cihazın bozulduğunun farkına varmıyor ve gişelerden kaçak geçiş yapmış duruma düşerek, cezalı ödeme yapmak zorunda kalıyor" dedi.
Er, KGS'lerde yüzde 20 indirimin kaldırılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi:
"OGS cihazları için bankalara 50 TL üzerinde ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu cihazlar kısa sürede bozulduğu için elinizde kalıyor. O anlamda herkesi OGS'ye zorlamak serbest piyasa ekonomisi ile bağdaşmaz. KGS'deki yüzde 20 indirimin kaldırılması kabul edilebilir değil eminim bu yargıya taşınırsa yargı bu kararı iptal edecektir. Biz de dernek olarak bu konuyu yargıya götüreceğiz.
Bu cihazlar satın aldıktan kısa süre sonra bozuluyor. Vatandaşlar araçlarına taktıkları OGS cihazının bozulduğunun farkına varmıyor ve gişelerden kaçak geçiş yapmış durumuna düşüyor. Bu konuda şikayetler alıyoruz.
Diğer taraftan bütün sanayi ürünleri için garanti belgesi ve garanti süresi varken bu cihazların garanti belgesi yok. Bizzat kendim garanti belgesi düzenlenmediği için iki kez sorun yaşadım. OGS cihazı da elektronik bir cihaz ve sanayii ürünüdür. Bu cihazlarında en az 2 yıl garanti belgesi olması şartı var. Bu sorunlarla karşılaşan vatandaşların Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurmaları gerekir."
18 Ağustos 2009 17:05 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
findik fiyati
,
findik fiyatlari
,
karadeniz findik
T.C.
TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
13.08.2009
BASIN AÇIKLAMASI
TMO, üretici aleyhine piyasayı bozacak mahiyette kabuklu fındık satışı yapmamış ve yapmayacaktır.
Piyasalarda, Kurumumuzun 3.000 ton kabuklu fındığı açıkladığı fiyatların altında (3,20 TL/Kg) sattığına ilişkin, gerçek dışı ve maksatlı haberler yayılmaya çalışıldığı duyumu alınmıştır.
Kuruluşumuzun kabuklu fındık satış fiyatları; Giresun kalite fındık için 4,65 TL/Kg, Levant kalite kabuklu fındık için ise 4,25 TL/Kg olup, fiyatlarımızın altında hiçbir kişi ya da kuruluşa satış yapılmamıştır.
En son 10.08.2009 tarihinde 4,25 TL/Kg fiyatla 130 ton fındık satışı yapılmış olup bu tarihten sonra herhangi bir satış yapılmamış ve satışlarımız sona ermiştir.
Söz konusu söylentilerin; Fiskobirlik ile daha önce yapılan ve 31.07.2009 tarihinde sona eren sözleşme uyarınca, Kurumumuzda teminat olarak emanette tutulan 3 bin ton fındıktan, teminat hükmü kalkan 2.500 ton fındığın 06.08.2009 tarihinde Fiskobirlik’e iade edilmesi ve bu fındıkların FKB tarafından satılması üzerine ortaya atıldığı öğrenilmiştir.
Fiskobirlik’e iade edilen ürünler üzerinde TMO’nun herhangi bir tasarrufu bulunmamakta olup bu ürünler FKB’nin talebi üzerine iade edilmiştir.
TMO Bakanlığımız tarafından açıklanan “fındık stratejisi” kapsamında;
à Hasat dönemi öncesinde fındık satışlarını durdurmuştur,
à Stoklardaki ürün, öncelikle yağ imalatı ile değerlendirilecek olup arz fazlası olan ürünün piyasayı olumsuz etkilemesine asla müsaade edilmeyecektir.
à Üreticilerin piyasaya ürün arzı devam ettiği sürece satış yapılmayacak olup, satış miktarı arz açığı ile sınırlı olacaktır. Fiyatlar ise; son satış fiyatlarımızın altında olmayacaktır.
2009/2010 Dönemi fındık rekoltesinin, ihtiyacı karşılayamayacak seviyede olmasının beklenmesi sebebiyle, üreticilerimizin ürünlerini pazara çıkartmakta acele etmemeleri önem arz etmektedir.
Kamuoyunun bilgisine arz olunur.
Mesut KÖSE
TMO Genel Müdür V.
04 Haziran 2009 21:45 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
eşref bitlis paşa
Eşref Bitlis, (d. 1933, Malatya - ö. 17 Şubat 1993). Eski Jandarma Genel Komutanı.
1952 yılında Kara Harp Okulu'ndan teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisi'ni tamamladı. Almanya'da dil eğitimini tamamladıktan sonra 1969 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun oldu. 1973'de Alman Harp Akademisi'ni tamamladı.
Bir yıl Kara Harp Akademisi'nde başöğretmen olarak görev yaptı. 1978'de tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığına getirildi. 1982'de tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986'da korgeneral rütbesi aldı. 1988'de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 1990'da orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı.
Bitlis, bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye'den ayrılması gerektiğini açıklıyor ve ABD'nin Kuzey Irak'da oluşturmaya çalıştığı Kürt Devleti'nin Türkiye'nin zararına olduğunu söylüyordu. Bu nedenle ABD büyükelçiliği tarafından birkaç defa hükümete şikayet edildiği iddia edildi. 17 Aralık 1992'de Çekiç Güç'e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine bildirildiği halde Irak'ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis'in helikopterine taciz uçuşu yaptı ve helikopteri inişe zorladı. Komutanlığı döneminde JİTEM'in kurularak yargısız infazların yapılmasına ve itirafçılarla birlikte silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yapılmasına karşı çıktığı da basına yansımıştır.[1]
Eşref Bitlis, 17 Şubat 1993'de Beechcraft B200 King Air tipi uçağın[2][3] henüz aydınlanamayan nedenlerle düşmesi sonucu hayatını kaybetti.
04 Haziran 2009 21:41 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
cem ersever
,
gizli kahramanlar
Ahmet Cem Ersever, 1950 Erzurum. Resmi adı İstihbarat Grup Komutanlığı olan, halk arasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Jandarma subayı (E. Binbaşı).
Cem Ersever, Güneydoğu Anadolu'da PKK ile yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer almış, silahlı çatışmalara bizzat katılmış, tüm faaliyetleri yönetmiş, PKK'ya yardım ve yataklık eden kişi ve guruplarla irtibat kurmuş, bunları tam yetkiyle ve Komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürütmüştür.
Ersever ile Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu arasındaki ilişki olduğu ve Ersever’in Velioğlu’ndan çok iyi istihbarat aldığı, avukatı Emin Emir (MHP'nin eski lideri Alparslan Türkeş'in de avukatı) tarafından ifade edilmiştir. Özellikle 1989-1990 yıllarında bu ikilinin çok sık görüştüğünden bahseden Emir, Ersever’in o dönem ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesiyle hareket ettiğini ve ayrıca Hizbullah'ın devlet tarafından kurulduğuna dair Ersever'den herhangi bir şey duymadığını da belirtmiştir.
Orgeneral Eşref Bitlis'in uçağının düşürülerek kendisinin katledilmesinden sonra Mart 1993'te bu olayı protesto etmek için askerlikten istifa etti ve "Güneydoğu Anadolu'daki olayların gerçekleri Türk milletinden gizleniyor" dedikten[1] birkaç ay sonra faili meçhul bir cinayete kurban gitti.[2]
24 Ekim 1993'te Ankara'ya bir dava için gittikten sonra kayboldu ve 4 Kasım 1993'te elleri arkadan bağlanmış ağzı bantlı kafasına iki el ateş edilmiş cesedi, Ankara Elmadağ ilçesi çıkışında kireç ocaklarında bulundu.
27 Mayıs 2009 08:00 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
alacak
,
bor.
,
düzeltme hakkı
,
karşılıksız çek
,
para
,
yasa
,
çek
Çek Yasası'nda önemli düzenleme Onbinlerce kişinin beklediği, 'Çek Kanunu Tasarısı' ile yeni bir çek türü kavramı oluşturuluyor 27 Mayıs 2009 Çarşamba, 09:04
Türkiye'de ticaretin neredeyse durma noktasına gelmesinde büyük etkisi olan çek karmaşası sürüyor. Binlerce kişi mağdur olduğunu öne sürerken, parasını tahsil edemeyen esnaf ise bankalara tepki gösteriyor. Binlerce kişi de kriz nedeniyle borçlarını ödeyemediği için hapiste gün sayıyır. Hükümet ise yasal düzenleme ile sorunu kökünden çözmeye çalışıyor. Peki yeni yasa neler getiriyor? İşte İÜHF Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Teoman bugün Referans gazetesinde misafir yazar olarak yazdığı yazıda konuyu ele aldı. İşte Prof. Teoman'ın yazısı:
Halen TBMM gündeminde bulunan "Çek Kanunu Tasarısı" hukukumuza tacir sıfatını taşıyan gerçek veya tüzelkişilerin "bir ticari ilişki çerçevesinde ve tacir sıfatı ile düzenleyecekleri" çekler diye tanımlanabilecek "tacir çeki" kavramını getirmektedir. Aşağıda ana hatları ile değineceğim bu yeni çek türü, esasen hiçbir adi alanı olmayan ve her türlü işlemi ticari sayılan tüzelkişi ticaret ortaklıkları bakımından büyük bir sorun yaratmayacaksa da TTK m. 21/I uyarınca işlemleri ve borçları hem adi hem de ticari nitelik taşıyabilmesi mümkün olan gerçek kişi tacirler bakımından bazı kuşkular doğurduğu gibi, tasarının "amaç ve kapsam"a ilişkin 1. maddesinde dile getirilen "kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmak" bakımından da sorgulanmayı gerektirmektedir.
1. Tasarı hükümlerine bir göz atıldığında, öncelikle bankaların bundan böyle tacir sıfatını taşıyan ve taşımayan kişilere verilecek çekleri birbirinden açıkça ayırt edilecek biçimde bastırmakla yükümlü oldukları (m. 2, bent 6) ve tacir olan kişilere tacir çeklerine ilişkin hesap açarken onların ticaret sicili kayıtlarını almak ve bunları ilgili hesabın kapatılması durumunda on yıl saklamakla yükümlü oldukları anlaşılmaktadır.
Hemen belirteyim, hukukumuzda gerçek kişi tacirler yönünden ticaret siciline tescil, tacir sıfatının kazanılması için zorunlu nitelikteki bir önkoşul olmayıp, işletmenin faaliyete başlaması ile elde edilen tacir sıfatının bir sonucu ya da yükümlülüğüdür (TTK m. 20/I). Tasarı anılan düzenlemesiyle tıpkı ticaret odalarına kayıtta olduğu gibi, tacir çeki düzenleyebilmek için işletmenin sicile tescil edilmesini zorunlu kılarken TTK'nın düzenlemesini zorlamaktadır.
2. Tasarı, bunun gibi, çek hesabı açılmasını ya da mevcut bir hesaptan çek karnesi verilmesini isteyen kişilerin her defasında kendisinin "tacir olup olmadığı hususunda" yazılı bir beyanda bulunmasını öngörmekte (m. 2, bent 3) ve bir tacirin ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını ve tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında da elli günden yüz elli güne kadar adli para cezasına hüküm olunacağını öngörmektedir.
3. Her ne kadar genel gerekçede (22) ülkemizde bugüne değin yabancı hukuk uygulamalarında çok sık rastlanan "tacir çeki" ile "tacir olmayanlara ait çekler" arasında hiçbir ayrım yapılmadığı ve özellikle ABD ile Avrupa Birliği ülkelerinde şirketlerin kendi bastırdığı çekleri kullanmalarının uygulamada yarattığı güvenden Türkiye'de yararlanılmadığı vurgulanarak tasarının getirdiği yeni çek türü ile "çeke olan güveni artırmayı" hedeflediği vurgulanmış ise de kanımca önerilen düzenleme bunu sağlamaya elverişli değildir. Gerçekten,
a) Bir kere yukarıda da belirttiğim gibi, çekler bundan böyle de bankalarca bastırılacağı ve tasarıda sadece tacir çeklerinin diğer çeklerden ayırt edileceğinin belirtilmesi ile yetinilip, örneğin ilgili tacirin logosunun veya markasının çeklerin üzerinde basılıp bastırılmayacağı konusunda hiçbir açıklık yer almadığı için, sözü edilen senetlerin çeke olan güveni artırıp artırmayacağı hiç belli değildir. Çeke olan güvenin ilgili tacirin ticaret unvanının tanınmışlığı ve firmasının güvenirliği ile yakından ilgisi olup, çekin özel olarak dizayn edilmesinin burada herhangi bir işlevi olamayacağı açıktır.
b) Kaldı ki, uygulama ile sağlanmak istenen bir diğer husus kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması (Madde Gerekçeleri, m. 2, fıkra VII) olup, tasarı bir gerçek kişi tacirin ticari faaliyetine ilişkin çek düzenlerken bunun mutlaka bir "tacir çeki" olmasını zorunlu kılmakta ve sözü edilen durumda gerçek kişi tacirin özel yaşamındaki işlemlerde kullanacağı "özel çeki"nin keşide edilmesini hapis cezası ile yaptırıma bağlarken gerçek kişi tacirlerin dahi tüm borçlarının kural olarak ticari olduğunu öngören TTK m. 21/I ile tacirin sadece ticari değil, aksine ticari olsun olmasın tüm borçları nedeni ile iflasa tabi olduğunu öngören TTK. m. 20/I'i gözden uzak tutmaktadır. Esasen kürkçülükle iştigal eden bir gerçek kişi tacirin işletmesine ham (işlenmemiş) kürk alırken bunun bedelini tacir çekiyle buna karşılık eşinin özel kullanımı için bir kürk manto satın alırken özel çekini kullanmakla yükümlü tutulmasının hiçbir mantığı yoktur. Ödemelerini nakit ve/veya kredi kartı ile yaparken veya anılan durumda bir bono düzenlerken tacir sıfatını özel olarak belirtmesine ve farklı bir işlem yapmasına hiç gerek bulunmayan bir gerçek kişi tacirin çek düzenlerken üstelik aykırılığı hapis cezası ile yaptırıma bağlanan değişik bir uygulamaya zorlanması asla kabul edilemez. Kanımca esasen gerekçede (22) tacir çeki ile tacir olmayanların kullanacağı çekler arasındaki bu ayrımın "6762 sayılı kanundaki çeke ilişkin hükümlerde değişiklik yapmadığı" ve "etkisinin bu tasarıya özgülenmiş bulunduğu" göz önüne alınacak olursa, getirilen düzenlemenin pratik hiçbir yararının bulunmadığı, aksine cezai yaptırımlardan çekinen gerçek kişi tacirlerin bundan böyle çek kullanmaktan vazgeçecekleri kendiliğinden anlaşılacaktır.
4. Nihayet şu hususu da ekleyeyim ki, kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması hiç kuşkusuz devletin çok önemli amaç ve görevlerinden biri olmakla beraber, bu amaca ulaşılırken bir gerçek kişi tacirin sadece çekle yaptığı ödemelerin değil, aksine bunun yanı sıra nakit ve/veya kredi kartı ile gerçekleştirdiği işlemlerin de göz önünde tutulması gerekir. Kayıtdışı ekonominin ortaya çıkmasında özel olarak hiçbir işlevi bulunmayan çeke, "tacir çeki" adı altında yeni bir tür ekleyip, bunun kullanılmamasını, özel olarak yaratabileceği hiçbir sakınca yok iken, hapisle cezalandırmaya kalkışmak, herhalde karşılıksız çekleri dahi hapisle cezalandırmamayı öngören çağdaş ekonomik yaklaşım ile de tam bir çelişki halindedir.
|
27 Mayıs 2009 07:45 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
askerlik
,
kısa dönem
,
yedek subay
Uzun askerlik gün sayıyor
15 milyon gencin hayatını etkileyecek "tek tip askerlik"le ilgili ilk taslak metin, Başbakanlık'a ulaştı , bedelli askerliğe kapıları kapatan Genelkurmay Başkanı Orgeneral
İlker Başbuğ'un ilk işaretini verdiği tektip askerlikle ilgili çalışma başlatıldı.
Taraf'a konuşan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün yasa tasarısı için çalışma başlattığını doğrulayarak, "Taslak üzerindeki çalışma hâlâ sürdüğü için ayrıntılar henüz netleşmedi" dedi.
Taslak Başbakanlık'ta mı
Orgeneral Başbuğ, 29 Nisan'da düzenlediği basın toplantısında "Bedelli askerlik uygulaması Türkiye'nin gündeminde değildir ve ileriki dönemde de olma ihtimali yoktur" diyerek bedelli askerlik tartışmasına son noktayı koyarken, askerlikte yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı.
Türkiye'de hala 15 aylık normal, üniversite mezunları için 12 aylık yedek subaylık ya da altı aylık kısa dönem ve yurtdışında çalışanlar için bedelli askerlik uygulaması olduğunu anımsatan Başbuğ, "Biz tüm bu sistemleri genel olarak ele alıp daha sağlıklı, daha sade, daha eşit, daha adil bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Bunları tek tipe indirebilir miyiz konusu üzerinde duruyoruz" demişti.
Başbuğ'un bu açıklaması, askerlik sorunu olan milyonca kişinin gözlerini Genelkurmay'a çevirdi.
Ancak aradan yaklaşık bir ay geçmesine rağmen tektip askerliğin ayrıntıları netleşmedi. Tektip askerlikle askerlik süresinin kimin için ne kadar uzayıp kimin için ne kadar kısalacağı konusu da henüz netlik kazanmadı.
Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Metin Gürak da, geçen cuma yaptığı haftalık basın toplantısında, tektip askerlikle ilgili çalışmanın hala sürdüğünü; netleşince kamuoyuna açıklama yapacaklarını açıklamıştı.
Bu arada askerliği tektipe indirecek bir kararname taslağının Başbakanlık'a ulaştığı öne sürüldü. Ancak bu bilgi resmi kaynaklarca doğrulanmadı.
Gönül: Çalışmalar sürüyor
Taraf'ın konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Milli Savunma Bakanı Gönül, tektip askerliğin kararnameyle değil ancak yasal düzenlemeyle gerçekleşebileceğini belirterek çalışmaların sürdüğünü söyledi. Üzerinde çalışılan metnin henüz bir taslak haline dönüşmediğini belirten Gönül, "Yasa taslağı hazırlamak biraz zaman alıyor. Metin ortaya çıktıktan sonra ilgili bakanlık ve kurumların görüşünün alınması gerekiyor.
Hazırlanan metin bu görüşler doğrultusunda son halini aldıktan sonra taslak olarak Başbakanlık'a gönderiliyor ve Bakanlar Kurulu'nda kabul edilirse yasa tasarısı olarak Meclis'e sevk ediliyor. Taslak üzerindeki çalışma hala sürdüğü için ayrıntılar henüz netleşmedi. Onun için açıklama yapamıyoruz" dedi.
Başbuğ'un açıklamasından sonra sızan ilk bilgiler, Genelkurmay Başkanlığı'nın yedek subaylık ve kısa dönem askerliği tamamen ortadan kaldıracak bir model üzerinde çalıştığı yönündeydi.
Genelkurmay'ın, üniversite mezunlarına yedek subay ya da kısa dönem askerlik yolunu kapatarak herkesin tektip askerlik yapmasını sağlayacak bir model üzerinde çalıştığı; askerlik süresinin de 15 ya da 12 ay olarak planlandığı önü sürülmüştü.
Hazırlanacak yasa taslağının, sadece askerliği tektip indireceği; askerlik süresinin yasa kapsamında olmayacağı öğrenildi.
Askerlik süresinin, tektip yasası çıktıktan sonra Genelkurmay'ın görüşü doğrultusunda Bakanlar Kurulu'nca çıkartılacak kanun hükmünde kararnameyle belirlenmesi bekleniyor.
Türkiye'ye askerlik çağında bulunanların sayısı14 milyon 306 bin 525. Bunlardan yüzde yedisi, yani 1 milyon bin 456'sı bakaya kaçağı konumunda.
27 Mayıs 2009 07:36 · MEHMET SİNAN ÇALIK
· Etiketler
borç aidat
,
kredi kartı
,
yıılık üyelik
Kredi kartı aidat ücretine yeni kılıf
Uyanık bankalar yıllık aidat yerine, üyelik aidatı almaya başladı!
Kredi kartlarından '3 yılda bir aidat' alınmasını sağlayacak yasadan önce harekete geçen bazı bankalar kartta yıllık aidatıları sistem üyeliğine çevirerek müşterilerden üye aidatı almaya başladı.
Tasarı öncesi önlem
Türkiye'deki kredi kartı tüketicilerinin en fazla şikayet ettiği konuların başında gelen, kredi kartından aidat alınmasına yönelik uygulamadan bankalar geri adım atmıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Tüketici Yasa Tasarısı ile getirilen kredi kartlarından üç yılda bir aidat alınmasına ilişkin düzenlemeye karşı çıkan bankalar, tasarı yasalaşmadan önlemlerini almaya başladı. Yıllık kart aidatı yerine yeni kredi kartı alan müşterilerden üyelik aidatı alıyorlar. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile BDDK'ya son dönemde gelen şikayetlere göre, bankaların kredi kartı aidatını, sistem aidatına çevirdikleri belirlendi. Gelen şikayetlere göre, bir bankadan kredi kartı almak isteyen tüketiciye, bir sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmede ise, kredi kartı aidatı yerine 'üyelik aidatı alınır' hükmüne yer veriliyor.
BDDK: Sözleşmeye dikkat
Bu düzenleme ile bankalar Tüketici Yasası'nda yapılacak düzenleme ile kredi kartlarından aidat alınması tamamen kaldırılsa dahi, tüketicilerden aidat alma hakkı sağlıyor. Bankaların, üyelik aidatlarına karşı çıkan müşterilere ise 'Bu bir defalığına alınan bir ücrettir. Kredi kartı kullanılmaya başlanınca size iade edilecek' şeklinde savunma getirdikleri öğrenildi. Bankaların tüketicilerden kredi kartı ücreti yerine, sisteme üyelik aidatı aldığına ilişkin şikayetleri değerlendiren BDDK kaynakları ise, sözleşmede yer alması halinde bankaların kredi kartı kullanıcılarından her türlü ücreti alabileceğini bildirdiler. BDDK kaynakları 'Vatandaşlar kredi kartı alırken, sözleşmeleri okumuyorlar. Sözleşmelerde, aidat alınmasına imkan sağlayan hükümlere de yer veriliyor. Dolaysıyla, sözleşmeye imzalayan tüketici, bu hükümlere de onay vermiş oluyor. Bu nedenle, sözleşmede yazılıysa bankalara bir yaptırım uygulanması söz konusu olmuyor' değerlendirmesinde bulundular.
Sözleşme 'broşür' oldu
BANKALARIN son dönemde müşterilerine imzalattırdıkları kredi kartı sözleşmelerine 'kitapçık haline' getirdikleri belirlendi. Kredi kartı yasasında yer alan 'Kredi kartları sözleşmeleri büyük puntolarla yazılır' hükmü çerçevesinde, bankaların sözleşmeleri büyük puntolarla yazmaya başladıkları, büyük puntolarla yazılan sözleşmelerin de küçük kitap haline dönüştüğü belirtildi.
HANGİ BANKA NE KADAR ÜCRET ALIYOR?
En düşük kart aidatı Halbank'ta
Ziraat Bankası 10
Halkbank 5
Vakıfbank 30
TEB 40
Akbank 35
Şekerbank 30
Garanti Bankası 35
İş Bankası 25
Yapı Kredi Bankası 35
Fortis: 35
Citibank 35
Turkisbank 20
ING Bank 35
Millennium Bank 20
Tekstilbank 35
Finansbank 35
HSBC 35
Eurobank Tekfen 35
Denizbank 35
Anadolubank 15
Kuveyt Türk 10
Türkiye Finans 10